SİVEREK TÜRKÜLERİ Türküler toplumların sevinçlerini, kederlerini, geleneklerini, toplumsal hafızalarında unutamadıkları önemli olayları ve daha bir çok hatırayı dile getirirler. Her yerde olduğu gibi Siverek'te de yaşanmış büyük sevdalar, acılar, ayrılıp da kavuşamamalar, hasret dolu öyküler veya mutluluklar, neşeli zamanlar türkülere özenle işlenerek günümüze kadar ulaşmıştır. Televizyonun bu kadar yoğun bir şekilde hayatımıza girmediği radyolu günlerde sık sık "Şimdi bir Siverek türküsü dinleyeceksiniz" anonslarının yapıldığı anılarımızda tatlı bir hatıra olarak durmaktadır. Siverek'in çok geniş bir türkü repertuarı bulunmaktadır. Bunların bir kısmı ulusal repertuarda yerini almışken bir kısmı halen yerel ağızda kuşaktan kuşağa aktarılmaktadır. Siverek türkülerinden bazıları;
·CEMİL · SİVEREK YAŞ ÜZÜMÜ · BİR CİĞARA İÇ OĞLAN · EVLERİNİN ÖNÜ YOLDUR YOLAKTIR · MERYEMMİ · GÜLLÜ GİDER BOSTANA · ÇUBUĞU ASMA YARİM · EVLERİNDE MAKİNE · ELMA YANIM · SİVEREK ASMASIYAM · SÜRME ÇEKMİŞ GÖZLERİNE · BU PINAR EŞME PINAR · SİYAH SAÇLAR YAN OLUR (SEVİM)
CEMİL
Siverek'in meşhur türkülerinden biri de "Cemil" isimli türküdür. Bu türkünün günümüze kadar gelen öyküsü şöyledir. Siverek'te Fatma isimli bir genç kız, yakışıklılığıyla nam salmış ve genç kızların yüreğini yakan Cemil'e sevdalanır. Ancak Cemil'in bundan haberi yoktur. Zamanla Fatma'nın Cemil'e olan sevdası dillerde dolaşmaya başlar. Fatma bu sevda yüzünden günden güne erir. Sonunda bu haber Cemil'in kulağına gider ve bir gün Fatma ile karşılaşır. Karşısında güzeller güzeli bir kız görür. Cemil de Fatma'ya sevdalanır. Aileleri evlenmelerine engeller çıkarır. Sevda acısına dayanamayan Cemil hastalanır. O dönemin ileri gelenleri araya girip, Fatma ile Cemil'i evlendirirler. Cemil'in sevdası öylesine alevlenmiştir ki, yüreğindeki kor sönmez ve ince hastalığa (verem) yakalanır. Bir müddet sonra dünyadan ve Fatma'sından ayrılır, Fatma'nın dünyası kararır. Cemilini kaybetmiştir. Cemil'e ağıtlar yakar, türkülerle çağırır. Fatma daha sonraki hayatında birbirini seven gençlerin düğünlerinde hem onları sevindirmek hem de Cemil'i yad etmek için def çalar, maniler söylerdi. Çoğu zaman da söylediği manilere müzik uyarlayarak çeşitli türküler meydana getirirdi. Bundan sonra halk arasında "Tefçi Fatma " diye anılmaya başlar. Tefçi Fatma'nın söylediği bu türkülerin çoğu maalesef unutulup gitmiştir.. Ancak kendi sevdası olan “Cemil” türküsünü her düğünde ve her zaman söylediği için bu türkü halka mal olup günümüze kadar gelmiştir. Hikayeyi Derleyen:Ramazan Özgültekin Kaynak: Tefçi Fatma
CEMİL Kormişkanda bir kuş var Cemil Kanadında gümüş var Cemil Alo gitti gelmedi Cemil Elbet bunda bir iş var Cemil
Anan öle Cemil Baban öle Cemil Öksüz kalasan Cemil Benim olasan Cemil Cemil Bavuş yolu incedir Cemil Ne karanlık gecedir Cemil Yastık kurbanın olam Cemil Yar yatışı nicedir Cemil
Anan öle Cemil, Baban öle Cemil, Yetim kalasan Cemil,Cemil. Benim olasan Cemil, Cemil.
Mahreke urdım ata Cemil Kağ gıdağ Eyvanat'a Cemil Genç ömrümü çürüttüm Cemil Yalavız yata yata Cemil
Anan öle Cemil, Baban öle Cemil, Yetim kalasan Cemil,Cemil. Benim olasan Cemil, Cemil.
SİVEREK MANİLERİ VE DEYİMLERİ Maniler ve deyimler anonim halk edebiyatının çok yaygın bir ürünüdür. Köy, kasaba ve şehirlerimizde okumuş veya okumamış kimselerin, bilhassa kadınların irticâlen meydana getirdikleri ürünlerdir. "Aşk/sevgi" ön plandadır. Öte yandan "gurbete giden eşe duyulan hasret, güzellik-çirkinlik, kıskançlık, ölüm, evlenme düşüncesi, verilen sözde durmama, vefasızlık, kadere isyan, ana-baba şefkatini arama ihtiyacı, gelin-kaynana çatışması" gibi konular, âdet ve ananelerimizle iç-içe, eğrisiyle-doğrusuyla mânilerle ve deyimlerle ortaya konur, bu adet-gelenekler mani ve deyimler vasıtasıyla günümüze kadar taşınırlar.
Siverek iki yoldı Birı sağ birı soldır Soluna canım kurban Yarın geldığı yoldur
Ataş koydum kürege Mühür urdım direğe Acep o gün olır mı Yar gele Sivereğe
Mınarada ezan var Has bahçada gezen var Sivereğın içınde Üreğımı ezen var
Siverek kalasıyam Buranın alasıyam Nerde bir güzel görsem Ben onun hestesıyem
-Adamın kafasına vurmuşlar “ah arğam, ah arğam” demış -Bir üzüm hebbesınden kerge kaynadisan -Belaş mezel görse içine girer. -Çağala mağala herkes evıne dağala. -Düştü öldü (Ketu mır) (o iş bitti). -Emmı oğlu emmı kızını at üstınden indırır. -Benı kuru çulın üstünde bırağtı. -Delaldır eşşegı kaybolmış. (dellalın eşegi kaybolmuş.) -Disen belkı evde bulamaç savımış. -Dostımı tanıyana keder malımı batırdım. -Gavur parasınan bi kuruş etmi. -Gelın kağtı evı yığtı. -İki kersek bir daşa bedeldir. -İnde bela zinde bela. -İş erkek adamın başına gelır. -Kaburğası kalındır. -Karaçı kızı hatun olmaz,olsa da karnı doymaz. -Kaz kaz ile,baz baz ile kor(kör) horoz kor tavığ ile. -Kül odır kı ocağdan çığa.
SİVEREK YEMEKLERİ
Kendine has bir damak zevki olan Siverek Mutfağını ve Siverek'e özgü yemekleri beş grupta değerlendirebiliriz. 1-Evde yapılan karma yemekler 2-Hububat yemekleri 3-Fırın yemekleri 4-Tatlılar 5-Yabani ot yemekleri
.jpg)
Bu yemek gruplarını oluşturan çeşitleri ise şöyle sıralayabiliriz.
1- Evde yapılan karma yemekler:
a- İçli köfte (Etli ve susamlı.) b- Etli tepik (sulu) c- Etli sıkma (Ekşili) e- Patlıcan ekşisi (Meftune) f- Sögülme (Etli,Yumurtalı ve sade) g- Beli bağlı (Kazan kebabı) h- Sirav (Sarmısaklı yumurta-sulu) i- Kıllorik ekşisi l- Herse yemeği m- Koruk ekşisi yemeği n-Elma ekşisi
.jpg)
2- Hububat yemekleri : a- Melhuta (Mercimekli) b- Danuk (nohutlu-Danok) c- Keşkek (Etli,sade) d- Yoğurt çorbası (Taze veya kurutulmuş) e- Yumurtalı ve Mercimekli çiğ köfte f- Mercimek ekmeği g- Pıt pıt 3- Fırın yemekleri: a- Siverek tavası (Kıymalı, parça etli ve sade domatesli.) b- Patlıcanlı kebap (Ara kıymalı) c- Peynirli ekmek (Şekerli) e- Tepside türlü (Kıymalı) f- Paşa kebabı (Tepside sade domatesli tava)
.jpg)
.jpg)
4- Tatlılar a- Şolık (Pekmezli ve yağlı) b- Katlama (Peynirli, pekmezli, yağlı.) c- Cemile (Yumurtalı, Pekmezli.) d- Kayğana (Pekmezli) e- Zıngıl tatlısı g- Pekmezli Susam helvası H- Taze Peynir Helvası
5- Yabani ot yemekleri : a- Yarpuz Ekşisi b- Kenger yemeği (Eşkisi, Tavası, kızartması, pilavı, cacığı ve kellesı.) c- Ağbandır yemekleri. (Haşlanması, Kızartması ve yoğurtlusu.) d- Pırpırım (Cacığı) e- Yumurtalı Dut yemeği (Kurutulmuş duttan)
SİVEREK'TE BAĞCILIK Bağcılık günümüzde azalmış olsa da Siverek'teki bağcılığın XIV. yy dan beridir mevcut olduğu ve buna dayalı köklü bir kültürün halen varlığını sürdürdüğü bilinmektedir. Siverek'teki bağ asmaları, yerden 1 veya 1.5 metre yüksekliktedir. Asmanın kökü yerden 30 veya 40 cm yüksek olup, kökten 2 ile 6 ana kol ayrılır. 40 veya 50 cm'lik bu kollardan üzüm çubukları uzanır. Bağcılığın revaçta olduğu dönemlerde her ailenin mutlaka en az 2 veya daha fazla bağı bulunmaktaydı. Bağı olmayanın uğraştığı işi yok demekti. Siverek'te yetişen üzümler iki gruba ayrılır. Birinci grup "Renk üzümü", ikinci grup üzüm ise "Şire Üzümü " olarak adlandırılır."Kerge dönemi", bağlarda Renk üzümünün bitimiyle başlar. Pazarlanması yapılan üzümlerin bitiminden sonra geri kalanı toplanır, ezik ve kuru olanlar ayıklanıp, basmak için geniş delikli üzüm basma torbaları" (Şal torba) na doldurulup, taşlardan veya tahtadan içi oyulup sadece üzüm basımında kullanılan büyük "yalak"lar halk arasında adına "kurn" (Kurna) denilen yerlerde, üzümler basılıp şıraları çıkarılır. Durulandıktan sonra büyük kerge kazanlarına doldurulur. Çeşitli işlemlerden geçirilen şıra, pekmez ve kuru yemiş yapımında kullanılır. Bu pekmez ve kuruyemiş çeşitlerinden tespit edebildiklerimiz şunlardır;
.jpg)
Gün pekmezi, teyşt pekmezi, kara pekmez, sade pestil, susamlı pestil, sade kesme, cevizli kesme, kırma (cevizli, susamlı, sade) cevizli sucuk, incirli sucuk, susamlı-cevizli sucuk, çalma (nişastalı) sucuk, turşuluk sirke'dir.
.jpg)
 |